PostHeaderIcon ÜNİVERSİTE SANAYİ İŞBİRLİĞİ

Üniversite Sanayi İşbirliği

12 Kasım 2007 tarihli “Bilgi Çağı” dergisine konuşan, Toshiba’nın Teknolojiden Sorumlu Başkanı Dr. Katsuhiko Yamashita sanayi için üniversitelerle işbirliğinin önemini şöyle açıklamaktadır (6);

“"Eğer dünyanın geri kalanı ile bağlantılı bir ülkede faaliyet gösteren bir şirketseniz üniversiteler ile işbirliğine gitmeye mecbursunuz. Bunun dört ana nedeni var. Öncelikli iki neden teknolojinin her alanda, tarihte daha önce hiç olmadığı kadar hızlı gelişmesi ve rekabetin artması. Eğer aynı alanlarda faaliyet gösteren rakiplerinizden hızlı olmazsanız patentleşebilecek pek çok temel teknolojiyi onlara kaptırabilirsiniz. Bu da rekabetçiliğinizin birkaç yıl içinde yok olması anlamına gelir. Böyle bir sonla karşılaşmamak için tüm şirketler üniversitelerin teknoloji üretme potansiyelinden faydalanmak durumundalar. Üniversite - sanayi işbirliği için diğer önemli bir sebep ise para. Hiçbir şirket artık temel bilimlerde araştırma yapamıyor. Fizik ve kimya gibi bilimlerdeki hızlı gelişme özel alanlar oluşturdu ve bu konularda araştırma yapabilecek insan kaynağı bulmak ve laboratuarlara yatırım yapmak bir şirket için büyük maliyetler getiriyor. Son olarak artık öğrenciler üniversitelerden sadece teorik bilgiler edinerek mezun olmak istemiyorlar. İş dünyasına yakınlaşmak, araştırmalarının sonuçlarını daha çabuk almak ve toplumda yarattıklarını ve değişiklikleri görebilmek istiyorlar..”
-Dr. Katsuhiko Yamashita

Gerek makro ölçekte yani ulusal ekonomi politikte, gerek mezo seviyede yani sektör ve teknolojilerin gelişiminde ve gerekse de mikro düzeyde yani firma rekabetçiliği ve karlılığında “bilgi” artık temel bir girdidir. Bilginin üretim alanlarının ise araştırma-teknoloji geliştirme ve inovasyon (ATGİ) odaklı çabalar olduğunu hatırlarsak, bilgi derinliğini artırmak için bilgi odakları ile işbirliklerinin hayati önemi daha kolay anlaşılacaktır.

Bilginin önemine paralel şekilde onu üreten ya da sahip olan entelektüel sermayenin önemi de giderek artmaktadır. 1975’lerde ilk 500 firmanın değerleri içinde yaklaşık %80 maddi varlıklar, %20 maddi olmayan varlıklar oranı bugün tam tersine yani %80 maddi olmayan varlıklar lehine değişmiştir (7). Dünyada özellikle son çeyrekte yaşanan bilgi üretiminde yaşanan hızlı değişim, Dr.Yamashita’nın  değindiği gibi sanayi rekabet unsurlarındaki radikal başkalaşma, üniversite- sanayi işbirliği evrimi ve bunların da tetiklediği karmaşık ve kompleks yapıların sonucu olarak ulusal ya da birçok ülkenin yer aldığı uluslar üstü yeni teknoloji üretim ve geliştirme sistemi; temel araştırmalardan başlayarak yayınım, ticarileştirme, etki değerlendirme, toplumsal denetim ve refaha kadar uzanan farklı bir “bilgi değer zinciri” yaratmıştır.

 

Bu evrimsel sistemin en temel özelliği şudur; uygulamaya ve toplumsal refaha dayalı problemlerin tespit edilmesinden, çözümü, uygulanması, konuyla ilgili regülasyonların oluşumu ve çıktıların kullanımına ve bu sistemleri içeren ulusal politikalara kadar tüm taraflar bir arada yer almaktadır. Çıktı olarak teknolojilerin içerdiği gömülü bilginin ulusal ya da bölgesel ölçekte edinilmesi, kritik bir büyüklüğe ulaştırılması ve yayınımı önemlidir. Böylece teknolojide dışarı bağımlılık ve bunun sürekli olması engellenmeye çalışılır. Buna bağlı şekilde, üretim yanında yukarıda önemine değinilen Araştırma, Teknoloji Geliştirme ve İnovasyon (ATGİ) kültürü de edinmiş bir
toplumsal yapı oluşturulması mümkün olacaktır. Ar-Ge, teknoloji edinme ve geliştirme, yetkin insan kaynakları ve bu kapsamda tam zamanlı araştırmacı sayısı vb. alanlardaki gelişmeler ve bu kapsamdaki çalışmaların büyüklüğüne, yayılmasına ve sürdürülebilirliğine bağlı olarak da ulusal bir kültür haline gelmiş Ar-Ge yoğun, yüksek yenilikçilik becerisi ve bunların sonuçları olarak yüksek katma değerli üretim ülkelerin gelişmişliğinin anahtarı olmuştur.

Bahsedilen tüm bu unsurlar bilgiye dayalı ekonomi ya da yeni(likçi) ekonomi diye adlandırılan kavramsal yapıların da temel taşlarıdır. Bu gelişmelere bağlı olarak, ATGİ odaklı bir ulusal sisteme sahip olmak ve bu yönde politikalar oluşturmak tüm ülkelerin ana meselelerinden biri haline gelmiştir.

En geniş çerçevede Ulusal İnovasyon Sistemi (ULİS) olarak adlandırılan bir yaklaşım ve yapılanma ile ülkeler, yukarıda açıklanan kavramsal süreçleri hayata geçirecek karmaşık sistemler tasarlamakta ve bu sistemleri uygulamada gösterdikleri başarıyla doğru orantılı olarak da ileri ülkeler arasında sayılmaktadırlar.

Değer zincirinde tüm oklar iki önemli aktörü işaret etmekte ve öne çıkarmaktadır. Bu aktörler ulusal ekonomi sisteminin temel bileşenleridir aynı zamanda. Bunlar; eğitim ve bilgi üretim alanını temsil eden üniversite ve araştırma kurumları ile üretimi ve teknolojiyi temsil eden büyük şirketler ve KOBİ’lerden oluşan endüstri sistemidir. Ulusal inovasyon sistemlerinin odağında bulunan bu iki temel aktör, son gelişmelere bağlı olarak hem kendi içlerinde ve hem de diğer aktörlerle ilişki ve işbirliklerinde evrimsel değişimler geçirmişler ve yeni rol ve beklenen fonksiyonlara uyum sağlayabilenlerin şansı oldukça artmıştır.

Özellikle, misyon ve talepleri birbirine tamamen zıt üniversite ile sanayi arasındaki ilişki ve işbirliğinde sağlanan başarılar ulusların gelişmişliklerinde de çok etkili olmaya başlamıştır.

Bu yazı aşağıdaki eserden derlenmiştir.
Kiper, Mahmut.2010. Dünya’da ve Türkiye’de Üniversite Sanayi İşbirliği. Ankara: TTGV Yayınları

 

İŞBİRLİĞİ TARAFLARININ MOTİVASYON UNSURLARI
Üniversite İçin;

  • Eğitim ve araştırma çalışmaları için finansal destek sağlamak,
  • Kamu yararına servis misyonunu yerine getirmek,
  • Öğrenci ve fakültelerine tecrübe alanları açmak,
  • Anlamlı problemler belirlemek,
  • Bölgesel ekonomik gelişmeye katkıda bulunmak,
  • Mezunlarına iş alanları yaratmak.

Sanayici için;

  • Üniversitenin araştırma altyapısına erişmek,
  •  Kendisinden olmayan laboratuar uzmanlıklarına erişmek,
  •  Teknolojilerinin genişlemesine ve yenilenmesine olanak sağlamak,

İşbirliğinde Başarı Unsurları

  • Karşılıklı güven ve birbirlerinde beklentilerin farkında olmak,
  • İlişkilerde saygı ve esneklik,
  • Tanımlı amaçlar ve roller,
  • Şeffaf bütçe ve fon temini ve kullanımı,
  • Üniversite tarafından düzenli destekler,
  • Bilgi çevrimi içinde, bilgi ya da teknolojiyi üretenlere ulaşılabilme araçları geliştirilmesi,
  • Uzun dönemli organizasyonların sağlanması (10-20 yıl)

 

İLETİŞİM

an image
Başkent Üniversitesi TEKMER.
Eskişehir Yolu 20. Km Ankara
E-posta: tekmer@baskent.edu.tr

Telefon: (312) 246-6666 / 1165

Google Harita Üzerinde Göster